Tevfik Fikret'in İskoçya'ya öğrenci olarak gönderdiği oğlu Halûk'tan tek beklentisi, Avrupa'nın birikiminden ülkesinin yarınlarına katkı sağlayacak bir donanımla dönmesiydi. Genç bir oğulu uğurlarken, karşılaşabileceği zorlukların farkındaydı; ancak, hedef, zorlukların çok üstünde bir çabayı hak edecek kadar değerliydi....
Bu geçit işte böyle dar, mu'vec;
Bir ziya kârbânı bul ve katıl.
Gez, dolaş, kâ'inât-ı efkârı,
-Dâ'imâ önde, dâ'imâ yukarı! Pür-tehâlûk, hayât ü kuvvetten
Ne bulursan bırakma: san'at, fen,
İ'timâd, i'tinâ, cesaret, ümîd,
Hepsi lâzım bu yurda, hepsi müfid...
Bize bol bol ziya kucakla, getir:
Düşmek etrafı görmemektendir.
(...)
Ey şetâretli yolcu, gün kısadır,
Gece ba'zan mahûf olur; lâkin
Sen cesur ol, gayur ol. En sakin
Yolculuk uykudur. Büyük kuşlar
Yenecek dalga, yok, kasırga arar.
İşte bir yol ki hep çakıl ve diken;
Geçeceksin yarın bu yoldan sen...
