Türkçeyi Hissediyorum, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi’nin “Türkçeyi Hissediyorum.” projesine ait bir web günlüğüdür. Proje, yurt dışında doğan, yaşam, bilgi ve deneyimleri yaşadıkları ülkenin diliyle biçimlenen “üçüncü kuşak”tan bir grup gence, dil aracılığıyla ulaşmayı; onlara, Türkçenin söz varlığını ve anlatım zenginliğini hissettirmeyi hedeflemektedir.

Proje Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Proje Günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2010

yorgunluklarımıza değdiği an-2


TC.Strazburg Eğitim Ataşeliği, çalışmalarımızı yürütürken sürekli desteğini aldığımız, dolayısıyla heyecanımızı hep korumamıza yardımcı bir adresti bizim için.. Eğitim Ataşesi Abdurrahman Bey, etkinlik boyunca bizimleydi. Çalışmamızdan memnun olduğunu sözlü olarak belirtmenin dışında, ataşeliğin sitesinde de kendi imzasıyla gördüğümüz değerlendirmeden çok mutlu olduğumuzu söyleyelim. Bu yazıda da, katılımcı azlığına sitem var. Bize dönük çok güzel ifadelerin tümünü projede çalışan çocuklarımıza armağan ederek, metni buraya da ekleyelim:

“Fransızcayı anlıyorum, Türkçeyi hissediyorum”

T.C. Strazburg Başkonsolosluğu Eğitim Ataşeliği ile ODTÜ GV Özel Lisesi işbirliğinde, 4 aydır devam eden çalışma nihayet 22 Mayıs 2010 tarihinde, 4 rue des Sarcelles 67300 Schiltigheim adresinde bulunan DITIB’e ait salonda, “Fransızcayı anlıyorum, Türkçeyi hissediyorum” projesinin atölye çalışmaları gerçekleştirildi.

Projenin hedef kitlesi 15-17 yaş aralığı olup, gerek Strazburg’dan gerekse Ankara’dan katılan öğrenciler, okumaya ve sorumluluk almaya yatkın gönüllü gençler olduklarını ispat ettiler.

Projemiz MedyaTürk'te...


Strasbourg'da bizi yalnız bırakmayanlar arasında MedyaTürk Genel Yayın Yönetmeni Lokman Balkan da vardı. MEDYATÜRK'ün sitesinde hakkımızda güzel bir değerlendirme yer aldı. Bize övgü, katılımcı azlığına sitem vardı. Şimdi, payımıza düşen satırlar bizim için çok daha önemli:

"T.C. Strazburg Başkonsolosluğu Eğitim Ataşeliği ile Ankara ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi işbirliğinde, “Fransızca’yı anlıyorum, Türkçe’yi hissediyorum” projesi çerçevesinde bu okuldan okumaya ve sorumluluk almaya yatkın, 15-17 yaş aralığında yedi gönüllü öğrenci ve Türkçe’nin Avrupalı Türk gençleri tarafından daha iyi konuşmaları için en az bu yedi öğrenci kadar heyecan duyan iki edebiyat öğretmeni, Strasbourg’ta Türkçe konuşan öğrencilerle buluştu. 

26 Mayıs 2010

yorgunluklarımıza değdiği an-1


Saygıdeğer Öğretmenim Hayriye Hanım,

Strazburg’a gelerek, güzel Türkçemizle ilgili bilgi birikiminizi bizlerle paylaştığınız, yurtdışındaki çocuklarımızın, Türkçemizi sizinle ve her biri birbirinden değerli öğrencilerinizle, yeniden hissetmesini sağladığınız, uzun bir emeğin, sevginin ürünü olan projenizi bizlere de yaşattığınız ve en önemlisi de sizler gibi değerli öğretmenlerimizle karşılaşma ve Avrupa’da iki gün gibi kısa bir süre de olsa, dolu dolu bir zaman yaşadığım için, siz Sayın Hayriye TOPÇUOĞLU’na, Sayın Deniz ZEKA Öğretmenimize, Strazburg’ta bulunmalarından son derece mutluluk duyduğum öğrencilerimize saygı ve teşekkürlerimle

Fadime ÖZDEMİR
T.C Strazburg Başkonsolosluğu
Eğitim Ataşeliği Koordinatörü
Strazburg/Fransa

ankara'dan çok uzaktaki öğrencilerimizle...


11-17.30 arasında kısa bir yemek arası dışında tam beşbuçuk saat süren bir söyleşi, paylaşım... Strazburg Eğitim Ataşesi Abdurrahman Topal, Eğitim Koordinatörü Fadime Özdemir ve proje sürecinde zaman zaman desteğini aldığımız Ali Başaran öğretmenimiz, etkinlik süresince bizi hiç yalnız bırakmadılar. Çocuklarımız için hazırladığımız çalışma kağıtlarını onlar da yanıtladılar. Metinlerin içeriklerine bağlı olarak yönelttiğimiz kişisel sorulara bile içtenlikle yanıt verdiler. Fransa'daki genç Türk kuşağın durumuna, Türkçeyle ilişkilerine ait ilginç örnekler verdiler.

Çalışma karelerinden....








Orada bizimle bağ kuran öğrencilerimizin dillerini, yazılı iletişime oranla, umduğumuzdan çok daha iyi bulduk. Yine de zaman zaman sorularımızın ne anlama geldiği konusunda Ali Başaran'dan destek aldılar:)

Etkinliğe ilişkin ayrıntılı bilgi MEDYATÜRK sitesinde yer alıyor. Bu haber için, MedyaTurk Genel Yayin Yonetmeni Lokman Balkan'a teşekkür ediyoruz. O bizi, koordinatör Fadime Hanım'la birlikte etkinlik sonrası, "bato" ile Strasbourg turunda da yalnız bırakmadı.

Etkinlik için Deniz Hoca ve ben gitmiştik Strasbourg'a ama Nazan Hoca da aslında bizimleydi:)

Sevgili Arkadaşlarım,

Sizin yanınızda olamasam da inanın aynı heyacanı yaşıyorum. Oradaki çalışmanın çok güzel ve verimli geçeceğine inancım sonsuz.( Biraz da kıskanmıyorum değil hani.) Tüm emekleriniz için size tesekkürler ediyorum. Yolunuz açık olsun. İyi yolculuklar. Sevgiyle kucaklıyorum. Herkese selamlar.

Nazan Erdem

"dünya hâli" programında projemiz...


Bugün, Beril ve Deniz Alp'le birlikte Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda "Dünya Hali" programının canlı yayın konuğu olduk. Konumuz, Strasbourg'da gerçekleştirdiğimiz etkinlikti..


Radyoda bize ayrılan sürede Deniz Alp de Beril de pırıl pırıl ve dolu öğrencilerimiz olduklarını bir kez daha gösterdiler. Ben proje hakkında genel bilgiler verdim.

Bizim için en hoş sürpriz söyleşiyi program sunucusu Canan Kumbasar ile yapmaktı. Öğrencilerimize yaşları dolayısıyla yabancı bir addı. O yüzden "Ali Kırca ile konuşuyor gibisiniz." dedim. Program ekibinin ve Canan Hanım'ın içtenliği bizlere sıcacık bir ortam sunmuş oldu. Bir kez de buradan teşekkürler, sesimizi çoğalttıkları için...

25 Mayıs 2010

strasbourg'a yolculuk...


22 Mayıs'ta Strasbourg'da gerçekleştireceğimiz çalışmamız için tüm hazırlıklarımızı tamamlayıp yola çıktık. Projemizin yolculuk ayağıyla ilgili, pasaport, vize, çıkış harçları, yolculuk güzergahı, vs.akla gelebilecek her tür ayrıntıyla Deniz Hoca ilgilendi.

Ben de sunumu hazırladım. Arada aklımıza takılanlar için yolculuk aralarındaki irili ufaklı zaman aralıklarını çalışmaya dönük kullandık.
Beril, Sedef, Berkin ve Ezgi Esenboğa'da merak ettikleri sözcüklerin peşinde...

Gizem "sezon salata"nın karşılığını arıyor:)

Güzergâhımızda ilk durak Frankfurt Havaalanı'ydı. Yolculuğumuz çok rahat geçti.  Frankfurt'ta iki saat kadar oyalandık. Dil sorunumuzu büyük ölçüde Beril çözdü.

Frankfurt Havaalanı'nda Berkin'le metinlerin üzerinden geçerken...

Strasbourg'a geldiğimizde akşam olmak üzereydi. Bugünün tek hareketliliği, Paris'i görmek istediğimiz için, hızlı trene bilet ayarlamak oldu. Eğitim Ataşesi Abdurrahman Bey, bu konuda bize çok yardımcı oldu... Gün, böylece Ankara'da başlayıp Strasbourg'da sona ermiş oldu.


İki saati aşkın otobüs yolculuğundan sonra, yağmurlu Strasbourg'a adım atış...
Strasbourg'da ertesi sabahın beş buçuğunda... Aklımızda Paris...

24 Mayıs 2010

strasbourg öncesinde-4


Toplantı odası çalışmalarından bir kare... Yüreğimiz Türkçe...

Ceyhun Atuf Kansu'nun "Yüreğim Bir Kilimdir Yayladan" şiirindeki sözcüklerin söyledikleri üzerine anlaşmaya çalışıyoruz:) Beril, kendi notlarına odaklanmış...

Ben bilirim yüreğimi
Yüreğim kan.
Dut kırmızısı al gelincik
Bir sevgi dokur durur
Yüreğim insan.

Koydu geldi yaylağından
Gök ateşi yıldız ışıltısı
Karacaoğlan'ın bacısı Zühre
Bir ilmek attı gözlerinin pınarından
Yüreğim su

Gülümser kapımda nisan ana
Bir obadır yüreğim.
Tan yeline karşı başlar
Yörük atı bir gümbürtü
Yüreğim türkü

Bir ağacın gölgesinde
Güneşimi yelimi
Koşarım türkmen kızlarının yanına
Çiçeklerden otlardan yağmurdan dokusunlar
Yüreğim bahar kilimi.

        Ceyhun Atuf Kansu

strasbourg öncesinde-3


Çalışmak için bulduğumuz her fırsatı, gözümüze kestirdiğimiz her dersi, -tamam, müdür yardımcılarının da onayından geçen ders saatlerini:)- kullanarak çalıştık... Biz "okuma saatleri"ni düşünmüştük daha çok; ama evdeki hesap sınav günü uygulamalarına uymadığı için, birçok okuma saatinden yararlanamadık bile... :(

Kütüphanede... Gizem, Fem, Deniz Hoca, Beril, Hayriye Hoca, Neslihan...

Toplantı odasında... Sırayla, Neslihan, Gizem, Beril, Sedef, Ezgi, Berkin...
Toplantı odasında... Ezgi, sunum provasında, notlarını alırken...

strasbourg öncesinde-2


Deniz ve Nazan Hocalarla birlikte o kadar çok metin seçmiştik ki ayıklayıp, makul sürede tamamlanabilecek bir sunum malzemesine indirgemekte hem nitelik hem nicelik açısından epeyce zorlandık. Son verdiğimiz karar, her öğrencimizin ortalama beş saydam üzerinden, kendilerine düşen örnekleri açıklamaları ve etkinlikler için arkadaşlarını yönlendirmeleriydi.

Sunumda hedef odaklı dizeler ya da satırlar kullandığımız için, metinlerin bütününü spiralli bir defter halinde düzenledik ve çoğalttık.

Sunum akışımızı oluşturduk:

I. AÇILIŞ (PROJE SÜRECİ HAKKINDA BİLGİ) (Hayriye Topçuoğlu-Deniz Zeka)
II.TÜRKÇE SÖYLEMEK... (Hayriye Topçuoğlu)
III. YAŞAM SÖZCÜKLERİYLE GELİR (Hayriye Topçuoğlu-Deniz Zeka)
      1. TÜRKÇEDE “YAŞAM”I TANIMLARKEN... (Beril Dursunkaya)
      2. TÜRKÇEDE “YAŞANAN”I ANLATIRKEN... (Ezgi Taştı)
      3. TÜRKÇEDE “YAŞANMIŞ”I ANIMSARKEN... (Sedef Özbay, Beril Dursunkaya)
      4.TÜRKÇEDE “YAŞAMA”YA DAİR SÖZ SÖYLERKEN... (Deniz Alp Atun, Gizem Güner)
      5.TÜRKÇEDE DEĞİŞEN YAŞAMIN İZİNİ SÜRERKEN...(Berkin Kurtuluş)
      6.TÜRKÇEDE YAŞAMIN KALBE DEĞEN SÖZCÜKLERİNİ ARARKEN... (Neslihan Pirinç)
IV. KAPANIŞ (ETKİNLİK DEĞERLENDİRMESİ)
 
Herkes kendine ait bölüm için hazırlanabilirdi artık...

23 Mayıs 2010

strasbourg öncesinde-1


Yaklaşık bir aydır, blogumuza dokunmamışız. Bu, projeyi askıya aldığımız anlamına gelmemiştir umarız. Çünkü biz, geçen sürede, tüm enerjimizi, dikkatimizi Strasbourg'da yapacağımız etkinliğe ayırmıştık; kendi içimizde harıl harıl çalışıyorduk. Hatta, TC Strazburg Eğitim Ataşeliğinden bize de yönlendirilmiş şu e-postayı almış ve çok mutlu olmuştuk:

Sayın Türkçe ve Türk Kültürü Dersleri Öğretmenim,

T.C. Strazburg Başkonsolosluğu Eğitim Ataşeliği ile ODTÜ GVO Özel Lisesi işbirliğinde, “Fransızcayı anlıyorum, Türkçeyi hissediyorum” projesi yürütülmektedir.

Projede, ODTÜ GVO Özel Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri ile aynı okuldan 8 öğrenci ve Strazburg’dan 10 kadar lise öğrencisi görev almaktadırlar. Projenin atölye çalışması, 22 Mayıs 2010 Cumartesi günü “4 rue des Sarcelles 67300 Schiltigheim” adresinde saat 10:00’da başlayacaktır.

Projenin hedef kitlesi 15-17 yaş aralığı olup, gerek Strazburg’dan gerekse Ankara’dan katılacak öğrencilerin okumaya ve sorumluluk almaya yatkın gönüllü adaylar arasında gerçekleşmiştir.

20 Nisan 2010

projemiz Bugün'de....


Bugün, 20 Nisan 2010

Teşekkürlerimizle... :)

19 Nisan 2010

“Kim ne derse desin sözcükler hayatı değiştirir.”


“Kim ne derse desin sözcükler hayatı değiştirir.”

Ölü Ozanlar Derneği filminde en beğendiğim repliklerden birisidir bu. Sözcükler gerçekten de inanılmaz bir güce sahip... Çocuklardan çalışma kağıtlarına yanıtlar geldikçe onların bu güçlerini ne kadar iyi kullandıklarını görüyorum ve onlarla gurur duyuyorum.

Kendi ritimlerini bulmuşlar, buldukları bu ritimle başkalarının bulutunda gökkuşağı olmaya doğru yol alıyorlar.

Sevgili çocuklar, sözcükleriniz; her zaman sevgiyi, barışı, paylaşımı, başkalarının ritmine kulak vermeyi bilsin…

15 Nisan 2010

dünya hâli :)


Bugün TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'nun "Dünya Hâli" program ekibinden Nurettin Turan aradı. Doğrudan söze girip, "projenin Strasbourg ayağı hakkında bilgi almak" istediklerini söyledi. Orası için planladığımız çalışmaların genel çatısı hakkında bilgi verdim. Radyo programına konuk etmek istediklerini belirtti.

Sonuç: Bir aksilik olmazsa, Strasbourg'daki iki günlük etkinliğimizi tamamlayıp döndüğümüzde, 26 Mayıs'ta, ekipten iki öğrencimizle TRT Türkiye'nin Sesi Radyosu'na konuk olacağız.

Aferin çocuklarımıza:)

11 Nisan 2010

"kitap kokusu"



"Okuma tutkunları, kitap alamıyorum, okumaya vaktim olmuyor diyenin sudan bahanelere sığındığını bilir.

Yine bilir ki, beyni kitap kokusu alan adam, onu şeytanın elinden kaçırır.

Nice insan yaşamı boyunca bu kokudan yoksun yaşıyor. Oysa düşüncelerin, duyarlıkların besini kitaptır. Kitabın aşıladığı okuma tutkusu, insana beyinsel varlığını duyumsatıp özgüven kazandırır, ona umudun yollarını açık tutar." (Adnan Binyazar)

Adnan Binyazar Edebiyat Günü dolayısıyla okulumuzda ağırladığımız yazarlardan... "Kağıt Kokusu" yazısı üzerine, biz de okumaya dayalı heyecanlarımızdan söz edince, şu kısacık ama içimizi ılıtan e-postayı aldık kendisinden:


"İlginiz beni sevindirdi. Bu haberler, yıllarca sürdürdügüm öğretmenlik mesleğine inancımı daha da pekiştiriyor. Sizleri kutlarım.
Blogda beni ilgilendiren bir gelişmeyi ya da değişikliği bildirmenizden mutluluk duyacağımı belirtmeliyim.

Sevgiyle, esenlikle"

Adnan Binyazar

08 Nisan 2010

bavul...


“İki Dil Bir Bavul” filmini izleyince bu ismin bizim projeyi nasıl da kavradığını düşündüm bir an. Gerçekten çok hoş bir isim. İtiraf edeyim bu ismi düşünebilmiş olmayı çok isterdim. Düşünenlerin dillerine sağlık…

Strasbourg’daki öğrencilerimiz, anlayabildikleri iki dille yaşam yolculuklarına devam ederken kimbilir o bavulun içine neler sığdıracaklardır. Belki İstanbul’daki Kız Kulesi’ne karşı “ Seni seviyorum.” diyebilmenin özlemi, belki de Sen Nehri kıyısında en iyi dostunu beklemenin heyecanı…

bu emek onlarla var...


TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’ndaki konuşma iyi geçti. Sorular çerçevesinde, dar bir zaman aralığında, temel noktaları vurgulayabilecek bir konuşmayı hedeflemiştim. Arkadaşlarım bunun gerçekleştiğini söylediler.

Türk Dili ve Edebiyatı Zümre Başkanı Pınar Hoca’nın (Pınar Ekinci) önerisi üzerine, internet üzerinden yapılan canlı bağlantıyı, okulumuzdaki tüm öğrencilerimiz de sınıflarında dinleyebildiler. Bu çok hoşumuza giden paylaşım önerisi için Pınar Hoca’ya ve okul yöneticilerimize içtenlikle teşekkür ediyoruz.

07 Nisan 2010

projemiz "trt türkiye'nin sesi radyosu"nda


"Fransızcayı Anlıyorum, Türkçeyi Hissediyorum" projesine başladığımızda, heyecanımızda bir işi başarabilme noktasında kendimize duyduğumuz inanç kadar, belki de "Cahil cesur olur." sözünü çağrıştıran bir cesaret de vardı. Aslında nasıl bir sorumluluk üstlendiğimizi ve yurt dışında yaşayan gençlere dönük olarak, ne çok şey yapılabileceğini ve de yapılması gerektiğini, projemizde yol alırken çok iyi gördük.

Mesela, en basitinden Strasbourg'taki öğretmenlerden Ali Başaran'ın bize verdiği şu bilgi bile, çok şey düşünmek için, bundan sonra üretilebilecek projeler için çıkış noktası olabilir:

02 Nisan 2010

projemiz Cumhuriyet'te...


"Fransızcayı Anlıyorum, Türkçeyi Hissediyorum" projemiz, 2 Nisan 2010 tarihli Cumhuriyet gazetesinde haber olarak yer aldı.


Not:
Bu haber proje ekibinden Deniz Hoca'nın katkısıyla yayınlandı. Ben kendisine, projenin "halkla ilişkiler müdiresi" diyorum. :) Hayriye

01 Nisan 2010

bu metin biraz zor mu ne? :(


Sait Faik'in ünlü "Sinağrit Baba" öyküsünden bir metin verdik ve önce Strasbourg'taki öğrencilerimize sorduk:

Sinağrit Baba, artık yaşlanmış ve kendini ölmeye hazır hisseden bir balıktır... Gönüllü olarak bir oltaya yem olacaktır; ama, seçeceği oltanın sahibinin iyi bir insan olmasını ister. Öyle olduğunu zannettiği ve yanıldığını anladığında çok geç kaldığı bir adamın oltasına yakalanır...

Yukarıda altı çizili ifadeyle Sait Faik neden söz etmiş olabilir? Sence, burada “imtihan” sözcüğüne yüklenen anlam nedir? ("Sinağrit Baba da bilemezdi. Ama belki de ölünceye kadar cömert, cesur, mağrur yaşayacak olan bu adamın şu ana kadar bir defa bile bir imtihana sokulmadığını anlamıştı. Belki de sonuna kadar bir imtihandan kurtulacaktı.")

Sen hayatında hiç, “ben şöyle biriyim.” dediğin ama aslında öyle olmadığını gördüğün bir deneyim yaşadın mı?

Yanıtlara eklenen ortak yakınma, bu projenin gerekçesini ve aslında geliştirilerek sürdürülmesi gerektiğini gösteren kısa ama iletisi açık birer gösterge bence.
 
"Bu kadar oldu ama dogru konusmak gerekirse biraz zor geldi bu metin."
"Yanıtlarken baya zorlandım, cevapları tam olarak yanıtlıyamadıysam kusura bakmayın.." gibi...
 
Zorlansalar da denediler:)

30 Mart 2010

dostlukla ve sevgiyle...


Bu dünyanın yaraları, ancak dostlukla ve sevgiyle, farklılıkların içindeki benzerlikleri görerek, benzerliğin içindeki farklılıktan rahatsız olmayarak sarılabilir. Kimbilir çalışmalarımızla sargı bezini bir kez de biz sararız yaraların üstüne.......