Hazırlık çalışmaları dışındaki asıl çalışmaların iki ayağı vardı bizim için; okulumuzdaki öğrencilerimize ve Strasbourg'daki öğrencilere yönelik metinler...
Okulumuzdaki öğrencilerle, dönemin, yazarın/şairin, türün, konunun dildeki izini sürmeye Dede Korkut'la başlayalım istedik. Destanla hikâyenin arasındaki sağlam bir köprüydü Dede Korkut. Değil mi ki, Fuat Köprülü'nün gerçekten iddialı bir sözü de vardı:
"Bugün Türk Edebiyatı'nı terazinin bir gözüne, Dede Korkut'u öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar."
Aşağıdaki satırlarda yaşamın Türkçesini aramalarını söyledik: