Türkçeyi Hissediyorum, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi’nin “Türkçeyi Hissediyorum.” projesine ait bir web günlüğüdür. Proje, yurt dışında doğan, yaşam, bilgi ve deneyimleri yaşadıkları ülkenin diliyle biçimlenen “üçüncü kuşak”tan bir grup gence, dil aracılığıyla ulaşmayı; onlara, Türkçenin söz varlığını ve anlatım zenginliğini hissettirmeyi hedeflemektedir.

Nazan Erdem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nazan Erdem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2010

Projemiz MedyaTürk'te...


Strasbourg'da bizi yalnız bırakmayanlar arasında MedyaTürk Genel Yayın Yönetmeni Lokman Balkan da vardı. MEDYATÜRK'ün sitesinde hakkımızda güzel bir değerlendirme yer aldı. Bize övgü, katılımcı azlığına sitem vardı. Şimdi, payımıza düşen satırlar bizim için çok daha önemli:

"T.C. Strazburg Başkonsolosluğu Eğitim Ataşeliği ile Ankara ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi işbirliğinde, “Fransızca’yı anlıyorum, Türkçe’yi hissediyorum” projesi çerçevesinde bu okuldan okumaya ve sorumluluk almaya yatkın, 15-17 yaş aralığında yedi gönüllü öğrenci ve Türkçe’nin Avrupalı Türk gençleri tarafından daha iyi konuşmaları için en az bu yedi öğrenci kadar heyecan duyan iki edebiyat öğretmeni, Strasbourg’ta Türkçe konuşan öğrencilerle buluştu. 

26 Mayıs 2010

ankara'dan çok uzaktaki öğrencilerimizle...


11-17.30 arasında kısa bir yemek arası dışında tam beşbuçuk saat süren bir söyleşi, paylaşım... Strazburg Eğitim Ataşesi Abdurrahman Topal, Eğitim Koordinatörü Fadime Özdemir ve proje sürecinde zaman zaman desteğini aldığımız Ali Başaran öğretmenimiz, etkinlik süresince bizi hiç yalnız bırakmadılar. Çocuklarımız için hazırladığımız çalışma kağıtlarını onlar da yanıtladılar. Metinlerin içeriklerine bağlı olarak yönelttiğimiz kişisel sorulara bile içtenlikle yanıt verdiler. Fransa'daki genç Türk kuşağın durumuna, Türkçeyle ilişkilerine ait ilginç örnekler verdiler.

Çalışma karelerinden....








Orada bizimle bağ kuran öğrencilerimizin dillerini, yazılı iletişime oranla, umduğumuzdan çok daha iyi bulduk. Yine de zaman zaman sorularımızın ne anlama geldiği konusunda Ali Başaran'dan destek aldılar:)

Etkinliğe ilişkin ayrıntılı bilgi MEDYATÜRK sitesinde yer alıyor. Bu haber için, MedyaTurk Genel Yayin Yonetmeni Lokman Balkan'a teşekkür ediyoruz. O bizi, koordinatör Fadime Hanım'la birlikte etkinlik sonrası, "bato" ile Strasbourg turunda da yalnız bırakmadı.

Etkinlik için Deniz Hoca ve ben gitmiştik Strasbourg'a ama Nazan Hoca da aslında bizimleydi:)

Sevgili Arkadaşlarım,

Sizin yanınızda olamasam da inanın aynı heyacanı yaşıyorum. Oradaki çalışmanın çok güzel ve verimli geçeceğine inancım sonsuz.( Biraz da kıskanmıyorum değil hani.) Tüm emekleriniz için size tesekkürler ediyorum. Yolunuz açık olsun. İyi yolculuklar. Sevgiyle kucaklıyorum. Herkese selamlar.

Nazan Erdem

20 Nisan 2010

projemiz Bugün'de....


Bugün, 20 Nisan 2010

Teşekkürlerimizle... :)

11 Nisan 2010

"kitap kokusu"



"Okuma tutkunları, kitap alamıyorum, okumaya vaktim olmuyor diyenin sudan bahanelere sığındığını bilir.

Yine bilir ki, beyni kitap kokusu alan adam, onu şeytanın elinden kaçırır.

Nice insan yaşamı boyunca bu kokudan yoksun yaşıyor. Oysa düşüncelerin, duyarlıkların besini kitaptır. Kitabın aşıladığı okuma tutkusu, insana beyinsel varlığını duyumsatıp özgüven kazandırır, ona umudun yollarını açık tutar." (Adnan Binyazar)

Adnan Binyazar Edebiyat Günü dolayısıyla okulumuzda ağırladığımız yazarlardan... "Kağıt Kokusu" yazısı üzerine, biz de okumaya dayalı heyecanlarımızdan söz edince, şu kısacık ama içimizi ılıtan e-postayı aldık kendisinden:


"İlginiz beni sevindirdi. Bu haberler, yıllarca sürdürdügüm öğretmenlik mesleğine inancımı daha da pekiştiriyor. Sizleri kutlarım.
Blogda beni ilgilendiren bir gelişmeyi ya da değişikliği bildirmenizden mutluluk duyacağımı belirtmeliyim.

Sevgiyle, esenlikle"

Adnan Binyazar

02 Nisan 2010

projemiz Cumhuriyet'te...


"Fransızcayı Anlıyorum, Türkçeyi Hissediyorum" projemiz, 2 Nisan 2010 tarihli Cumhuriyet gazetesinde haber olarak yer aldı.


Not:
Bu haber proje ekibinden Deniz Hoca'nın katkısıyla yayınlandı. Ben kendisine, projenin "halkla ilişkiler müdiresi" diyorum. :) Hayriye

23 Mart 2010

adım adım yol alarak...


"Kendi hikâyemizden başkalarının hikâyeleri gibi ve başkalarının hikâyelerinden kendi hikâyemizmiş gibi bahsedebilme hüneridir edebiyat. Bunu yapabilmek için yola başkalarının hikayelerinden ve kitaplarından çıkarız."

Bu proje ile çıktığımız yolculuk, her geçen gün bizi heyecanlandırıyor; açılacak yeni yollar için bize güç veriyor. Şimdiden herkesin eline ve yüreğine sağlık diyorum.

23 Şubat 2010

... görelim hânım ne soylamış?


Hazırlık çalışmaları dışındaki asıl çalışmaların iki ayağı vardı bizim için; okulumuzdaki öğrencilerimize ve Strasbourg'daki öğrencilere yönelik metinler...

Okulumuzdaki öğrencilerle, dönemin, yazarın/şairin, türün, konunun dildeki izini sürmeye Dede Korkut'la başlayalım istedik. Destanla hikâyenin arasındaki sağlam bir köprüydü Dede Korkut. Değil mi ki, Fuat Köprülü'nün gerçekten iddialı bir sözü de vardı:

"Bugün Türk Edebiyatı'nı terazinin bir gözüne, Dede Korkut'u öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar."

Aşağıdaki satırlarda yaşamın Türkçesini aramalarını söyledik:

17 Şubat 2010

bağlanmak ve bağımsız olmak...


Aşağıdaki satırlar, Serdar Özkan’ın Kayıp Gül romanından... Bağlanmak ve bağımsız olmak gibi birbirinin karşıtı olan iki kavram, nasıl olur da birbirini besler? Bağlanabilmek için gerçekten bağımsız olmak mı gerek?Çalışmalara hazırlanırken, öğrencilere zihin jimnastiği yaptırdığımız konulardan biri de buydu.

Kız olsun erkek olsun, arkadaşlarının çoğu, geride bıraktıkları ilişkiler sonrasında, haksızlığa uğrayanın hep kendileri olduğunu savunuyorlardı. Nedense herkes sevgilisini çok özel severken, sevgilisi ona aynı şekilde karşılık vermiyordu.