"O sırada büyük büyük ışıklar saçan bir olta aşağıya inmişti. Sinağrit Baba ümitle koştu. Bu oltayı da kokladı. Hiç tanıdığı birisi değildi. Yemi ağzına aldığı zaman bu olta sahibinin, tam aradığı adam olduğunu bir an sandı. Bu anda da yakalandı. Kepçeden sandala düştüğü zaman, Sinağrit Baba, büyük gözleriyle kendisini yakalayana sevinçle baktı. Sinağrit Baba, etrafı kırmızı, içi aydınlık siyah gözleriyle bir daha baktı. Birdenbire ürperdi. Hiddetinden ayaklarını yere vuran bir genç kız gibi sandalın döşemesini dövdü. Belki bizim bile bilemediğimiz bir işaret görmüştü kendisini tutan oltanın sahibinde: Bu adam şimdiye kadar hiç imtihan geçirmemişti. Ömrü boyunca, cesur, cömert, Sinağrit Baba'nın istediği şekilde mağrur yaşamıştı. Ama Sinağrit Baba bu adamın ne korkunç bir iki yüzlü köpek olduğunu bizim göremediğimiz bir yerinden anlayıvermişti.
Rabia Dülger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rabia Dülger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
01 Nisan 2010
yaşamla sınanmak...
&:
Kübra Özbek,
Özlem Çetin,
Rabia Dülger,
Sait Faik Abasıyanık,
Sinağrit Baba,
Sümeyya Aydoğdu,
Türkçeyi Hissediyorum:2010,
Yaşamın Sözcükleri (Strasbourg)
31 Mart 2010
kendini bilmenin erdemi
&:
Esra Alsan,
Kübra Özbek,
Özlem Çetin,
Rabia Dülger,
Sümeyya Aydoğdu,
Türkçeyi Hissediyorum:2010,
Yaşamın Sözcükleri (Strasbourg)
“Bir abdal bir şehre gelmiş. Buranın halkı yabancılara hiç güvenmezmiş. “Defol” diye bağırmışlar. “Hiçbirimiz seni tanımıyoruz!” Derviş sükûnetle yanıt vermiş. “Ben kendimi tanıyorum ya, önemli olan o. İnan olsun, şayet öbür türlü olsaydı, yani siz beni bilseydiniz ama ben kendimi bilmeseydim, çok daha fena olurdu.”
Sadece kendinizi bilmek yahut kendinizi tanımak... Kibirlenmek yahut sınırlarınızı iyi bilmek... Siz "kendini bilmek" sözünden hangisini anlıyorsunuz?
Insanın kendini bilmesi cok önemlidir çünki bir topluma karısacağı anda nasıl hareket edeceğini, nasıl davranacağını bilmelidir yani kendini bilmeyen biri kafasına göre hareket ederse o toplum onu kabul etmez. Kendini bilen insan ne yapmasi gerektiğini bilen insandır o toplum onu tanimasa da o insan kendi kisiliğini ortaya koyarak kendisini kabullendirebilir.(Kübra)
23 Mart 2010
uzak diyarların duygusu
&:
Esra Alsan,
Kübra Özbek,
Özlem Çetin,
Rabia Dülger,
Sümeyya Aydoğdu,
Türkçeyi Hissediyorum:2010,
Yaşamın Sözcükleri (Strasbourg)
"O gece İstanbul’da üçüncü gecemizdi. Üçüncü ve son gecemiz. Ertesi sabah annem, Almanya’ya babamın yanına gidecekti. Anneannemle ben Çay’a dönecektik. Afyon’un Çay ilçesinde oturuyoruz biz, anneannemin dedemden kalma dul maaşıyla geçiniyoruz. Kardeşimi de orada teyzemlerde bıraktık. İstanbul’da anneannemin uzak bir akrabasına konuk olduk. Ev sahibi de yalnız yaşayan dul bir kadındı. Kocası Dışişlerinde görevliymiş. Gençliklerinde çok ülke gezmişler, çok insan tanımışlar, hiç çocukları olmamış, çocukları çok severmiş. O gece gençlik serüvenlerini anlattı, fıkralar söyledi. Yatma saati geldiğinde anneme iyi geceler dilerken, “Kıskanıyorum seni.” dedi. Almanya’ya gideceksin. Almanya…Ah Almanya…Ne günlerdi Tanrım…En çok eğlendiğim ülkelerden birisi orasıdır. "
Uzak diyarların duygusu, oraları özleyenler için başkadır; oralarda yaşayıp memleketini özleyenler için daha başka... Strasbourg'daki öğrencilere, Nursel Duruel'in Geyikler, Annem ve Almanya'sından bir parça gönderdik ve sevdiklerinden, yaşadıkları yerden uzakta bir ülkeye gitmenin onlarda uyandırdığı duyguyu merak ettiğimizi belirttik.
17 Mart 2010
aşka dair...
&:
Bilal Yeşilkaya,
Ebru Cündübeyoğlu,
Esra Alsan,
Fadime Doğan,
Kavramlar çevresinde,
Kübra Özbek,
Mustafa,
Rabia Dülger,
Sümeyya Aydoğdu,
Türkçeyi Hissediyorum:2010,
Yaşamın Sözcükleri (Strasbourg)
Gri okul bahçesindeki
Siyah beyaz koşuşturmanın
Tam ortasındayım
Ve sen aşılı kolumsun”
Ebru Cündübeyoğlu
Aşk için söylenebilecek en çarpıcı üç sözcük...
Ask mi hocam? Ask insani sacmalatir basini donderir mesela sinifta sacmalamak... ask herseydir hele bide karsiliksiz asksa sabaha kadar damardan muzik dinlemektir. aklindan bi saniye bile cikmaz bazen onun ismiyle cagirabilirsiniz farkinda olmadan duvara carpmak tir kafayi.. (Bilal)
Ask icin söylenebilcek en çarpici üç sözcük : ask baglanmaktir, mutlu olmaktir ve kendini guven de hissetmektir.(Fadime)
15 Mart 2010
"Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan"(ahmet telli)
&:
Bilal Yeşilkaya,
Kübra Özbek,
Mustafa,
Rabia Dülger,
Sümeyya Aydoğdu,
Türkçeyi Hissediyorum:2010,
Yaşamın Sözcükleri (Strasbourg)
Yaşanacak başka korku kalmayınca mı, yaşanacak en güzel anı yaşadığını düşündüğünde mi, ihanete uğradığında mı, yoksa artık yaşamın hızla akıp gittiğini fark ettiğinde mi büyür insan? Bir an önce gelmesini istediğimiz mevsimler yaklaşınca korkarız büyümekten eski günlere sıcacık bir dost gibi sarılmak isteriz.
Umuttur çocukluk; beklemek, hem de hiç usanmadan beklemek, bir gün mutlaka alınacak karne hediyesi kırmızı bisikleti…Karşılaşmaların mevsimidir çocukluk, buluşmaların değil; elinde dirseklerine doğru akan kocaman bir külah dondurmayla pamuk şekercinin önünde, aşağı mahalledeki arkadaşını görmektir.
“Cıvıl cıvıl çocukluk günlerimin taçsız kralı (ya da henüz kral olmamış bir prens mi? demeliyim.) İki küçük kalbin el ele tutuşup da nasıl devlere yaraşır büyüklükte sevgiler yaratabileceğini senden öğrendim. Saklambaç oynarken elimle koymuş gibi biricik aşkımın yüreğini bulup sobelemeyi, körebelerde sevgimizin yol göstereceğinden emin olarak körebe olmayı senden öğrendim. Seksek oynarken çizgilere basmak pahasına senin gözlerine baktığım anlar. Kardan adam yaparken erittiğimiz buzlar…Kovalamacılık oynarken peşinden koşmaktan usanmadığımız, yakalayıp da bırakmadığımız masum sevdalar…”
Tüm bunları söyleyen biri olabilmek ya da bunlardan etkilenebilmek için, 1970’lerde çocuk olmak gerekirdi. Şimdilerde çocukluk ve gençlik bambaşka bir dünyada yaşanıyor. Fark ne peki? Strasbourg'daki öğrencilere kendi çocukluklarını sormuştuk.
13 Mart 2010
Bağımsızlık, birey, gelenek kök, ait olmak-1
&:
Kübra Özbek,
Rabia Dülger,
Sümeyya Aydoğdu,
Türkçeyi Hissediyorum:2010,
Yaşamın Sözcükleri (Strasbourg)
Uzaklardan bakınca, başlıktaki kavramlar neye karşılık geliyor?
Bagimsizlik: ozgurluk, yani birine muhtac olamadan yasiyabilmek kendi ayaklarin ustunde durabilmek...
Birey: guvenilen, kararlari veren ve ustun olan, ailenin ferdi gibi yani..
Gelenek kök: ailemizden gordugumuz orf ve adetler...
Ait olmak: birinin olmak...(Kübra)
Bagimsizlik: kimseye muhtac olmadan madi ve manevi konuda ozgurluk
Birey: bir insanin bir toplulukta yer almasi
Gelenek: atalarimizin eskilerden beri yaptigi ve kusaktan kusaga geçirdigi bir uygulama.
Kok:bir seyin baslangici, orjinali.(Rabia)
Bagimsizlik : bir ilgisi olmayan
Birey : bilmiyorum
Gelenek : eskiden beri yapilan ve yapilmasi gereken etkinlikler, hareketler ...
Kök : insanin asli (kim oldugu, nerden geldigi ...)
Ait olmak : biliyorum ama anlatamiyorum :) (Sümeyya)
[Metinlerde düzeltme yapılmadı]
06 Mart 2010
strasbourg mektupları-5
merhaba,
Bu projede yer aldigim için memnun oldum, mailerinize en kisa sürede cevap vermeye çalisirim tabikide. Sorulariniza cevap veryim: Emile MATHIS de okuyorum lise son siniftayim muhasebe bölümundeyim, Kitap okumayi seviyorum, gezmeyi seviyorum, arkadaslarla bulusmayi iste :)(her genç gibi).
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


