Türkçeyi Hissediyorum, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi’nin “Türkçeyi Hissediyorum.” projesine ait bir web günlüğüdür. Proje, yurt dışında doğan, yaşam, bilgi ve deneyimleri yaşadıkları ülkenin diliyle biçimlenen “üçüncü kuşak”tan bir grup gence, dil aracılığıyla ulaşmayı; onlara, Türkçenin söz varlığını ve anlatım zenginliğini hissettirmeyi hedeflemektedir.

Ezgi Taştı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ezgi Taştı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2010

hayata kopmaz kökler salmak...-1


"İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya" (Ataol Behramoğlu)

Özgürlük Nedir? Hayata kopmaz kökler salmak özgürlüğün tanımı ile çelişir mi?

Kiraz çiçeklerinin meyveye durduğu bu mevsimde ortak köklerimizden güç alarak yeni sürgünler vereceğiz. Sizler nerelerde yeni sürgünler vermeyi hedefliyorsunuz?

Özgürlük, hayatı; sınır tanımadan, kendi istediğin gibi, bazen bir yaşlı gibi yavaş yavaş bazen de bir delikanlı gibi koşarak fakat varoluş amacını hiçbir zaman unutmadan yaşamak ya da yaşayabilmektir. İnsan hayata tabiki de kökler salmalı ve bu köklere bir ölçüde bağlı kalmalıdır. Bence bu kökler özgürlüğün tanımıyla çelişmez. Çünkü biz zaten saldığımız o köklerle bir bütünüzdür. Bu nedenle o köklerle birliktr özgür olmayı bilmeliyiz.(Ezgi)

16 Nisan 2010

yaşarken öğreniyorum ki-1

"Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği" (Ataol Behramoğlu)
Sizin şimdiye kadar yaşadıklarınızdan öğrendikleriniz… Üç anahtar kavram ve nedeni…

Hayat çok değerlidir, bize verilmiş bir armağandır, doya doya yaşamalıyız; sizce de böyle değil midir? Bir söz vardır. “Geçmişe dönük ‘keşke’lerle yasamaktansa, geleceğe dönük ‘belki’lerle yaşamayı tercih ederim”. Yapmadığım şeylerden dolayı ileri de keşke demek istemediğimden bugünden önlemimi almaya çalışıyorum. Hayatın bize sunduğu her şeyi kabul etmeliyiz, denemeliyiz. Bunlardan kaçmamalıyız. (Beril)

12 Nisan 2010

sizi diğerlerinden ayıran bir hikâyeniz olsa...-1


"Benzemezken bir anımız diğerine,
Israrla bizde bir simetri arayışı

Bir düzene sokabilmek karmaşayı hep
Kafiyeli yaşamak istiyor insan hayatı,
Akılcı bir kurgu, ince bir öykü özlüyor,
Dal budak saldıkça hayatın yeşil ağacı.
Ahenk arıyoruz her şeye rağmen ömrümüzde:
Her bölümünde kendine has bir müzik
Ve aynı vezin dizelerin tümünde;
Yumuşak bir giriş, uyumlu bir gelişme
Ve her şeyden önemlisi, mantıklı bir son,
Kıssadan hisse." (Roni Margulies, "Uzaklıklar")

Hayatta esas olan kendi hayat hikâyemizi oluşturmaktır. Herkesin hayatı kendine özgüdür. Başkalarının hayatından ders çıkarmaktır kısadan hisse. Derler ya insan hata yapa yapa öğrenir. Bu doğrudur; ancak çok büyük yanlışları daha önceden yapan birisinden öğrenmek, o hatayı tekrarlamamak gerekir. Büyük bir hata insanın hayatını sonuna kadar değiştirebilir. Hayat direk kısadan hisse olmamalıdır. Biraz da kendimiz bir şeyler katmalıyız. Kendimize ait bir şeyler olmazsa başkasının hayatını yaşamış gibi oluruz. Ben bunu istemiyorum. Bence herkesin kendine özgü bir hayat hikâyesi olmalı. Herkes birbirinden farklı olmalı.(Beril)

05 Nisan 2010

kitap önerileri-1


Yabancı bir ülkenin kütüphanesinde Türk Edebiyatı rafında yalnızca Ömer Seyfettin’in kitabı var. Bu yazarla ilgili olarak oradaki insanlara ne anlatırsınız? O rafı zenginleştirmek için kimleri önerirsiniz?

Ömer Seyfettin... Edebiyatımızın en büyük, en unutulmaz öykü yazarlarından... Diyet öyküsüyle bize kimseye borçlu kalmamanın önemini gösteren, Kaşağı'yla dürüstlügü tanıtan, Yüksek Ökçeler ile hayatın, perde arkasına saklandığını bir kez daha kanıtlayan bu değerli yazar daha onlarca öyküsüyle bizlere hayatın hiç keşfedilmemis yönlerini göstermeyi başarmıştır. Bir yabancının kütüphanesinde Ömer Seyfettin'in varlığı bir Türk için büyük onur kaynağı.

03 Nisan 2010

maskeleme-1


Sahi, hangisi daha yorucudur; maskeyle yaşamak mı, maskesiz yaşamak mı? Maskelerin çıktığı noktada başlayan nedir?

Maskelerin çıktığı yerde… Sorduğunuz zaman hep aynı cevabı alırsınız: dürüstlük, gerçekler, acı… Aslında maskenin çıktığı yerde başlar yalanlar...Evet; çünkü asıl yalanlar o maskelerin ardındadır. Maskeler sadece yalanları saklamak için kullanılır. Yani yalan ‘söylemek’ ise, maske ‘söylememek’tir. Biri sizin gerçek kimliğinizi keşfettiği anda, o kişinin daha derine inememesi için başlar yalanlar.

28 Mart 2010

dışarıdan bakınca...


Kendinizi birkaç tümceyle tanıtmanız istenseydi, sözcükler sizden ne taşırdı?
Bir yabancının gözüyle Türkiye'nin ilgi çekici yemeği ne olurdu?
Anlatabildiğimiz kadar mı varız yoksa yaşayabildiğimiz kadar mı?
 
Bu sorular birlikte çalıştığımız öğrencilerimizi tanıtmaya yönelik...

Birçok insan sorar; "Kendini birkaç kelimeyle nasıl tanımlarsın?' diye. Ben böyle bir soruyla karşılaştığımda; 'Sen beni birkaç kelimeyle nasıl tanımlarsın?' yanıtını veriyorum; çünkü, kendimi sıfatlaştırdığımda karşımdakinin bende kimsenin keşfedemediklerini gün yüzüne çıkarma isteğini ve olanağını azaltacağıma inanıyorum.

Bir yabancının gözünden en ilginç yemek "iskender kebap"tır. Bu yemeği ilginç kılan, sadece yemeğin lezzeti ve görünüşü değil, bizlerin yemeği yerken aldığımız haz, mimiklerimiz ve o çocuksu heyecanımız, bu ilginçliği oluşturan parçalardır. O kokuyu alınca içimiz söyle bir cız eder. Sabırsızca çatalımızı tereyağli sosuyla tam bir kültür harmanı olusturmuş o leziz yemeğe batırırız.
 
Insan anlatabildiği kadar vardır; çünkü, anlatabilen insan zaten zamanında yaşamış olan insandır. Yazabilen insan, yaşamı damarlarında hisseder ve hissettiklerini kaleme alarak okurlarının da yaşamı daha derinden algılamalarına olanak saglar. (Neslihan)


27 Mart 2010

yedi tepeli şehre...


Bir Tepeden

Rüya gibi bir akşamı seyretmeye geldin
Çok benzediğin memleketin her tepesinde.
Baktım: Konuşurken daha bir kerre güzeldin,
İstanbul’u duydum daha bir kerre sesinde.

Irkın seni iklimine benzer yaratırken,
Kaç fethe koşan tuğlar ufuklarla yarışmış,
Târihini aksettirebilesin diye çehren,
Kaç fâtihin altın kanı mermerle karışmış.
                        Yahya Kemal Beyatlı

Sizler, sevgilinizi çok ama çok seversiniz değil mi? Onu hiçbir şeyin yerine koyamaz onu her şeyden üstün görürsünüz değil mi? Sevgiliniz yerine İstanbul’u koyun. Sanırım şimdi şairin bu şiiri yazarken hissettiği duyguları daha kolay anlayabilirsiniz.

"Baktım: Konuşurken daha bir kerre güzeldin,
İstanbul’u duydum daha bir kerre sesinde."

Sevgilinin sesinde İstanbul’daki hayatın sesini hissetmek, duymak, yaşamak....

26 Mart 2010

adım öfkedir-2


‘Öfke’, öyle bir iki dakikada ortaya çıkan duygulardan değildir. Bu duyguyu zamanında yaşanmış küçük kızgınlıklar, üzüntüler birleşerek ortaya çıkarır.

Örneğin; bir ağacın nasıl oluştuğunun düşünün. O dev gibi koskocaman ağacı oluşturmak için aslında sadece minicik bir tohum attığınızı ve her gün, düzenli olarak onu suladığınızı… Siz her gün onu sulamaya devam edersiniz, hatta belki kimi zaman da ona gübre verirsiniz ve birgün gelir o koskocaman bir ağaç olur, aslında siz ona her gün su verirken o biraz daha büyümüştür; ama siz anlayamamışsınızdır ve işte beklenen gün gelir, artık ilkbahar zamanıdır. İşte o uzun zamandır beklenilen, ağacınızın çiçeklerinin patlama günü gelmiştir…

27 Şubat 2010

"ama bu haksızlık!" mı gerçekten?-1


İnsanlar hep kendilerinin haksızlığa uğradıklarını düşünür. Aradan zaman geçince “Aslında ben de ona haksızlık ettim.” tümceleri ağızlarından dökülmeye başlar; ama bu özeleştiriyi de çoğu kişiden duyamazsınız. Çünkü insanlar kendi hatalarını kolay kolay kabul etmez, en kolay yolu suçu başkasına yüklemekte bulurlar. Böylelikle, kendilerine düşen paydan bir çırpıda sıyrılmış olurlar.(Gizem)

18 Şubat 2010

çizgilerin söylediği-1


Selçuk Demirel'in çizgilerinin izinde, sözcüklerin söylediklerine doğru...
I.
Edebiyatı da kullanarak harflerle birçok şeyi anlatabilirsiniz. Harflerin kırıcılığı ya da narinliği size kalmıştır. O harfler size itaat eder, sizin dediğiniz şekilde sıralanır sizin düşüncelerinizi anlatmanızda yardımcı olur. Onlar araç gibidir. Yapılan çoğu şey bir şekilde dünyaya yayılır.(Beril)

16 Şubat 2010

limanlar ve dostlar-1


"Dostları olmalı insanın,
Aynen gemilerin limanları gibi"

Gemiler her yolculuğun sonunda limanlara varır. İnsanlar da her sıkıntısını ya da her mutluluğunu dostlarıyla paylaşır. Ne olursa olsun dostlarına sığınırlar.(Berkin)

15 Şubat 2010

bisiklet ve yaşam yazıları-5


Aslında yaşam bisiklete binmek gibidir; çünkü...

...bisiklet bizim çabalarımızla dengede durur. Yaşam dengemizi de ona harcayacağımız emek belirler.İyi bir yaşam elde edebilmek için bisiklete bindiğimizde olduğu gibi pek çok kez düşmeyi, yani hata yapmayı göze alabilmeliyiz.(Işılsu)