Türkçeyi Hissediyorum, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi’nin “Türkçeyi Hissediyorum.” projesine ait bir web günlüğüdür. Proje, yurt dışında doğan, yaşam, bilgi ve deneyimleri yaşadıkları ülkenin diliyle biçimlenen “üçüncü kuşak”tan bir grup gence, dil aracılığıyla ulaşmayı; onlara, Türkçenin söz varlığını ve anlatım zenginliğini hissettirmeyi hedeflemektedir.

Mustafa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mustafa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2010

aşka dair...

 


“Uzun teneffüste
Gri okul bahçesindeki
Siyah beyaz koşuşturmanın
Tam ortasındayım
Ve sen aşılı kolumsun”
               Ebru Cündübeyoğlu



Aşk için söylenebilecek en çarpıcı üç sözcük...
 
Ask mi hocam? Ask insani sacmalatir basini donderir mesela sinifta sacmalamak... ask herseydir hele bide karsiliksiz asksa sabaha kadar damardan muzik dinlemektir. aklindan bi saniye bile cikmaz bazen onun ismiyle cagirabilirsiniz farkinda olmadan duvara carpmak tir kafayi.. (Bilal)
 
Ask icin söylenebilcek en çarpici üç sözcük : ask baglanmaktir, mutlu olmaktir ve kendini guven de hissetmektir.(Fadime)

15 Mart 2010

"Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan"(ahmet telli)


Yaşanacak başka korku kalmayınca mı, yaşanacak en güzel anı yaşadığını düşündüğünde mi, ihanete uğradığında mı, yoksa artık yaşamın hızla akıp gittiğini fark ettiğinde mi büyür insan? Bir an önce gelmesini istediğimiz mevsimler yaklaşınca korkarız büyümekten eski günlere sıcacık bir dost gibi sarılmak isteriz.

Umuttur çocukluk; beklemek, hem de hiç usanmadan beklemek, bir gün mutlaka alınacak karne hediyesi kırmızı bisikleti…Karşılaşmaların mevsimidir çocukluk, buluşmaların değil; elinde dirseklerine doğru akan kocaman bir külah dondurmayla pamuk şekercinin önünde, aşağı mahalledeki arkadaşını görmektir.

“Cıvıl cıvıl çocukluk günlerimin taçsız kralı (ya da henüz kral olmamış bir prens mi? demeliyim.) İki küçük kalbin el ele tutuşup da nasıl devlere yaraşır büyüklükte sevgiler yaratabileceğini senden öğrendim. Saklambaç oynarken elimle koymuş gibi biricik aşkımın yüreğini bulup sobelemeyi, körebelerde sevgimizin yol göstereceğinden emin olarak körebe olmayı senden öğrendim. Seksek oynarken çizgilere basmak pahasına senin gözlerine baktığım anlar. Kardan adam yaparken erittiğimiz buzlar…Kovalamacılık oynarken peşinden koşmaktan usanmadığımız, yakalayıp da bırakmadığımız masum sevdalar…”

Tüm bunları söyleyen biri olabilmek ya da bunlardan etkilenebilmek için, 1970’lerde çocuk olmak gerekirdi. Şimdilerde çocukluk ve gençlik bambaşka bir dünyada yaşanıyor.  Fark ne peki? Strasbourg'daki öğrencilere kendi çocukluklarını sormuştuk.

13 Mart 2010

Bağımsızlık, birey, gelenek kök, ait olmak-2


Uzaklardan bakınca, başlıktaki kavramlar neye karşılık geliyor?

Bagimsizlik ozgur olmaktir istedigini yapmaktir kimseye muhtac kalmadan gelenek kok se hangi kokten geldigimiz hangi soydan ... (Bilal)

Bagimsizlik : Birine veya her hangi birseye bagli olmadan özgurce hareket etmek.
Birey : Kendine özgun dusunceleri olan.
Gelenek kök : Nereden geldigini bilmek ve o yerin kültüruyle buyumek, yasamak.(Fadime)

La Liberté est la capacité de se déterminer soi-même à des choix contingents.
L'envoi des cartes de noel est une tradition anglaise.
L'individu.. (Mustafa)

Mustafa, bu kavramların Türkçe hissedileni yok mudur? :)

[Metinlerde düzeltme yapılmadı]

05 Mart 2010

strasbourg yazıları-3

Merhaba ben mustafa kabul ettiginiz için tesekkur ediyorum.Fransa Strasbourg Le lycée Le Corbusier okulunda C2ROE sinifinda okumaktayim. Arkadaslarimla beraber vakit gecirmekten, kitap okumaktan (roman,siir kitaplari daha cok) bilgisayar hoslaniyorum. Gazate yazilari,alintilar fikra gibi yazilar hosuma gidiyor. ve Turkiye'ye her iki senede bir geliyorum. (Mustafa)

[Metinde düzeltme yapılmadı.]