"Duvardaki oymaları uzun uzun seyrediyordu. Bu ufak tefek şeyler hep Nihal'in yanında, işte şurada yeşil kalpaklı lambanın altında geçirilen sevgi dolu saatlerin ürünleriydi.
Adnan Bey elini uzattı, masanın üstünden daha bitirilmeyen Nihal'ın oyma çehresini aldı. Bu henüz bitirilmemişti; henüz ne saçlarının simasını ipekten bir çerçeve içine alan dalgaları, ne de zayıf çehresinin hasta süzgünlüğü belliydi. Ama o, yüzüne baktıkça kendisine ağlamak isteğini veren hasta simayı şu belirsiz çizgelerin arasından tam bir açıklıkla görüyordu.
