Türkçeyi Hissediyorum, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi’nin “Türkçeyi Hissediyorum.” projesine ait bir web günlüğüdür. Proje, yurt dışında doğan, yaşam, bilgi ve deneyimleri yaşadıkları ülkenin diliyle biçimlenen “üçüncü kuşak”tan bir grup gence, dil aracılığıyla ulaşmayı; onlara, Türkçenin söz varlığını ve anlatım zenginliğini hissettirmeyi hedeflemektedir.

Özlem Çetin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özlem Çetin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Nisan 2010

yaşamla sınanmak...


"O sırada büyük büyük ışıklar saçan bir olta aşağıya inmişti. Sinağrit Baba ümitle koştu. Bu oltayı da kokladı. Hiç tanıdığı birisi değildi. Yemi ağzına aldığı zaman bu olta sahibinin, tam aradığı adam olduğunu bir an sandı. Bu anda da yakalandı. Kepçeden sandala düştüğü zaman, Sinağrit Baba, büyük gözleriyle kendisini yakalayana sevinçle baktı. Sinağrit Baba, etrafı kırmızı, içi aydınlık siyah gözleriyle bir daha baktı. Birdenbire ürperdi. Hiddetinden ayaklarını yere vuran bir genç kız gibi sandalın döşemesini dövdü. Belki bizim bile bilemediğimiz bir işaret görmüştü kendisini tutan oltanın sahibinde: Bu adam şimdiye kadar hiç imtihan geçirmemişti. Ömrü boyunca, cesur, cömert, Sinağrit Baba'nın istediği şekilde mağrur yaşamıştı. Ama Sinağrit Baba bu adamın ne korkunç bir iki yüzlü köpek olduğunu bizim göremediğimiz bir yerinden anlayıvermişti.

31 Mart 2010

kendini bilmenin erdemi


“Bir abdal bir şehre gelmiş. Buranın halkı yabancılara hiç güvenmezmiş. “Defol” diye bağırmışlar. “Hiçbirimiz seni tanımıyoruz!” Derviş sükûnetle yanıt vermiş. “Ben kendimi tanıyorum ya, önemli olan o. İnan olsun, şayet öbür türlü olsaydı, yani siz beni bilseydiniz ama ben kendimi bilmeseydim, çok daha fena olurdu.”

Sadece kendinizi bilmek yahut kendinizi tanımak... Kibirlenmek yahut sınırlarınızı iyi bilmek... Siz "kendini bilmek" sözünden hangisini anlıyorsunuz? 

Insanın kendini bilmesi cok önemlidir çünki bir topluma karısacağı anda nasıl hareket edeceğini, nasıl davranacağını bilmelidir yani kendini bilmeyen biri kafasına göre hareket ederse o toplum onu kabul etmez. Kendini bilen insan ne yapmasi gerektiğini bilen insandır o toplum onu tanimasa da o insan kendi kisiliğini ortaya koyarak kendisini kabullendirebilir.(Kübra) 

23 Mart 2010

uzak diyarların duygusu


"O gece İstanbul’da üçüncü gecemizdi. Üçüncü ve son gecemiz. Ertesi sabah annem, Almanya’ya babamın yanına gidecekti. Anneannemle ben Çay’a dönecektik. Afyon’un Çay ilçesinde oturuyoruz biz, anneannemin dedemden kalma dul maaşıyla geçiniyoruz. Kardeşimi de orada teyzemlerde bıraktık. İstanbul’da anneannemin uzak bir akrabasına konuk olduk. Ev sahibi de yalnız yaşayan dul bir kadındı. Kocası Dışişlerinde görevliymiş. Gençliklerinde çok ülke gezmişler, çok insan tanımışlar, hiç çocukları olmamış, çocukları çok severmiş. O gece gençlik serüvenlerini anlattı, fıkralar söyledi. Yatma saati geldiğinde anneme iyi geceler dilerken, “Kıskanıyorum seni.” dedi. Almanya’ya gideceksin. Almanya…Ah Almanya…Ne günlerdi Tanrım…En çok eğlendiğim ülkelerden birisi orasıdır. "

Uzak diyarların duygusu, oraları özleyenler için başkadır; oralarda yaşayıp memleketini özleyenler için daha başka... Strasbourg'daki öğrencilere, Nursel Duruel'in Geyikler, Annem ve Almanya'sından bir parça gönderdik ve sevdiklerinden, yaşadıkları yerden uzakta bir ülkeye gitmenin onlarda uyandırdığı duyguyu merak ettiğimizi belirttik.

04 Mart 2010

strasbourg mektupları-2


Merhaba,

Ilk önce mailiniz için tesekür ederim. Böyle bir proje'ye katılabilmem çok güzel birsey.

Ben "JEAN - FREDERIC Oberlin" lisesinde okuyorum ama türkce dersim için "Le Corbusier" lisesine gidiyorum. Lise son sinifdayim ve müsteriye hizmet bölümünde okuyorum. (galiba türkcesi böyle, tam olarak nasil denir bilmiyorum).