Türkçeyi Hissediyorum, ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Lisesi’nin “Türkçeyi Hissediyorum.” projesine ait bir web günlüğüdür. Proje, yurt dışında doğan, yaşam, bilgi ve deneyimleri yaşadıkları ülkenin diliyle biçimlenen “üçüncü kuşak”tan bir grup gence, dil aracılığıyla ulaşmayı; onlara, Türkçenin söz varlığını ve anlatım zenginliğini hissettirmeyi hedeflemektedir.

Fem Özcan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fem Özcan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Nisan 2010

kitap önerileri-1


Yabancı bir ülkenin kütüphanesinde Türk Edebiyatı rafında yalnızca Ömer Seyfettin’in kitabı var. Bu yazarla ilgili olarak oradaki insanlara ne anlatırsınız? O rafı zenginleştirmek için kimleri önerirsiniz?

Ömer Seyfettin... Edebiyatımızın en büyük, en unutulmaz öykü yazarlarından... Diyet öyküsüyle bize kimseye borçlu kalmamanın önemini gösteren, Kaşağı'yla dürüstlügü tanıtan, Yüksek Ökçeler ile hayatın, perde arkasına saklandığını bir kez daha kanıtlayan bu değerli yazar daha onlarca öyküsüyle bizlere hayatın hiç keşfedilmemis yönlerini göstermeyi başarmıştır. Bir yabancının kütüphanesinde Ömer Seyfettin'in varlığı bir Türk için büyük onur kaynağı.

04 Nisan 2010

sokağın sesi, yaşamın sesi...


-Yok efendum, cenabınıza anlattıramadim. Çünkü böyle Türkse pek güzel bilmem...
-Özrü kabahatinden büyük. Kumpanya Türkçe bilen hademe istihdamına mecburdur.
-Yok efendum, anlattıramiyörum.. Türkse bilirim... Fakat hademe estahleme böyle ince kâtip lâkırdi bilmiyorum. Vardır bu tramvay idare içinde mencilis yapan o adamlar hiç Türkse bilmiyorlar ama kimse ses çıkarmamis, ben tanayorum uç tane Anastas, Yorgos, Nikolas, bunlar bilmiyorlardı nasin desinler lakırdi Turkses... Ama sonra müşterilerle kavga yapa yapa öğrenmişler...Benim gibi...(...)

03 Nisan 2010

maskeleme-2


Sahi, hangisi daha yorucudur; maskeyle yaşamak mı, maskesiz yaşamak mı? Maskelerin çıktığı noktada başlayan nedir?

Maske gerçekleri saklamak, onları olduklarından farklı göstermek için kullandığımız bir araç gibidir. Maskenin her an arkasına saklanıp gerçeklerden kaçabiliriz. Maskelerin olduğu yerde gerçeğe ulaşmak zordur, gerçekler kaybolur gider. Hem maskeyi takan, hem de ona bakan aldanmaktadır. Dışarıdan maske güzel ve süslüdür. Arkasındakini ancak tahmin edebiliriz, ama hiçbir zaman tam olarak bilemeyiz. Bazen maske arkasında çirkin bir şey saklar, ama o zaman bile gerçekleri saklamak haklı gösterilemez. Gerçeklerle yüzleşebildiğimiz kadar güçlü oluruz. (Beril)

19 Şubat 2010

çizgilerin söylediği-2


Selçuk Demirel'in çizgilerinden bir diğeri ve sözcüklerdeki karşılığı....

III.
Edebiyat, denizin tam ortasında yapayalnız kalmaya benzer. En çaresiz zamanlarda korkularımızla, kimsesizliğimizle yüzleşmektir. Korkularımız bedenimizden kaleme, kalemden ise kağıda çıkar. Duygularını yazabilen insanlar, denizde kaybolmuş birilerinin deniz feneri olurlar.

18 Şubat 2010

çizgilerin söylediği-1


Selçuk Demirel'in çizgilerinin izinde, sözcüklerin söylediklerine doğru...
I.
Edebiyatı da kullanarak harflerle birçok şeyi anlatabilirsiniz. Harflerin kırıcılığı ya da narinliği size kalmıştır. O harfler size itaat eder, sizin dediğiniz şekilde sıralanır sizin düşüncelerinizi anlatmanızda yardımcı olur. Onlar araç gibidir. Yapılan çoğu şey bir şekilde dünyaya yayılır.(Beril)

15 Şubat 2010

bisiklet ve yaşam yazıları-6


Aslında, yaşam bisiklete binmek gibidir; çünkü...
....yaşam birilerine yaslanarak, birilerine güvenerek başlar. Gözümüzü açar açmaz gördüğümüz ilk şey ailelerimizin desteğidir. Bisiklete binmek de tıpkı ailemiz gibi birinin yardımıyla gerçekleşir. Zamanla ailen seni sadece gözleriyle güvende tutar. Artık büyümüş olmanın verdiği gururla daha bir değişik sürersin bisikleti, sanki en güzel süren senmişsin gibi hissedersin.